Ateist değilsek şu kavramlara inanıyorsunuzdur.
- Allah insanı yarattı.
- Allah dünyayı yarattı
- Allah insan için dünyadaki nimetleri yarattı.
YARADILIŞ
Şimdi işe bilimi de katalım.
Bilim, Allah’ın bize takdir ettiği ölçüde beynimizin çalışma kabiliyetine göre edindiğimiz bulgulardan ibarettir.
Bulguları beynimiz ile değerlendirebiliriz. Fakat beyin her şeyi yaratıldığı ölçüde anlayabilir ve kavrayabilir.
Hatta bana kalırsa bilmememiz gereken şeyler var. Anlamaya çalışsak bile adeta anlamamamız için bize set konulmuş olan şeyler.
İnsan her şeyi bilemiyor. Mesela doğup ölüyoruz öte tarafa gidiyoruz orada ne var bunu kimse bilmiyor.
Yani öteye gidip geri gelen olmadığı için bilen yok ve akıl bu durum için deney bile yapamıyor akıl bu durumda iptal. Al sana bir set.
GEZEGENLER
Uzayda galaksiler içinde iç içeyiz. Öyle ki;
Dünya dönüyor.
Güneş dönüyor.
Dünya güneşin etrafında dönüyor.
Dünya ve güneş samanyolu içinde hızlıca dönüyor.

Samanyolu da başka bir güzergahta dönüyor.
Dünya kendi etrafında saatte 1.670 km. hızla dönüyor.
Dünya güneşin etrafında saatte 108.000 km hızla dönüyor.
Güneş sisteminin Samanyolu etrafındaki dönüş sürati saatte saatte 720.000 km.
Samanyolu galaksisinin uzaydaki hızı saatte 950.000 (Samanyolunun ilerlediği yol da bir döngüyle sabit)
Ondan ötesi nasıl dönüyor tam olarak bilemiyoruz tabi.
İç içe geçmiş döngüler içindeyiz.
Sanki ince ince hesaplanmış bir dizaynda hareket etmekteyiz.
Her şey öylesine mükemmel ki.
Yılda 500.000.000 km. yer değiştirmekte olan dünyamız ne hikmetse bu kalabalıkta bir yere çarpmıyor.
Dünyaya çarpan gök taşları vs oluyor elbette.
Ama bunlar da dünyamıza özgü katmanlara çarpıp dünyanın yüzeyine ulaşmadan sürtünme kuvvetine maruz kalıp yanıp yok oluyorlar.
Bazı kaybolmayan hasar veren meteorları saymıyorum.
İşin enteresan tarafı insanoğlu hiç bir zaman güneş sisteminden dışarı çıkamayacak. Kaldı ki samanyolunu aşsın. Çünkü oraya da set konmuş!
Büyük patlama denilen big bang ile birlikte tüm kurallar belirlenmiş.
Katı madde 299.792 km ışık hızını aşamaz.
Öyle ise;
İnsanoğlunun görüp göreceği hız da ışık hızının 1 altı maksimum 299.791 km/sn dir.
Bir senaryo yazalım 299.791 km/sn hızlı giden bir roketimiz olsun.
Bu roketle insan ömrü ile 50 sene ışık hızına yakın gidelim.
Tabi o kadar süratle uzayda giderken meteorlara çarpmayacağımızı da garanti edelim. Yemek stoğumuz vs olsun hasta olmayalım ölmeyelim.
Yaratılan kurallara göre roket bu hıza ilerlerken dünyada ki bir insan için zaman daha yavaş geçer.
Mesela siz 20 yaşındasınız rokete bindiniz ve uzaya açılacaksınız, dünyadan sizi 1 yaşındaki oğlunuz yolcu etti.
Bu hızda belli süre seyir edip 50 sene sonra geldiğinizde oğlunuz 1000 yaşında olacak 🙂 tabi o kadar yaşarsa.
Aynen zamanda yolculuk gibi.
Diyelim ki bu hızla samanyolundan çıkabilsek bile.
Geri döndüğümüzde dünyanın kaç sene sonraki hali ile karşılaşacağınızı biliyor musunuz?
Bir sınırımız olduğunu idrak etmemiz gerekir.
Ha varsa dünyanın 1000 sene sonraki halini görmek isteyen buyursun gitsin gezsin gelsin.
Ama insan o hızlara çıkarak uzayda bir yerlere gidipte oğlunu göremeyecekse bu settir gidilmesi istemiyordur bu yaradılışa ters olduğu için oraya bir kural yazılmış!
Eleştirmiyorum teknoloji ve bilim muhakkak gereklidr ama bu gereklilik bir yere kadar izin veriyorsa yerimizi sınırımızı bize konan setleri de bilmemiz gerekir.
Hiç gitmeyelim görmeyelim vs demiyorum. Belki bunun daha basit bir yolu vardır kara delikler ışınlanma vs keşfedelim tabi ama sınır konumuşsa bunu keşif ve bilim ile de maalesef aşamayacağımızı bir kenarda tutalım.
Bu arada madde 300.000km/h ı geçemez dedik ama…
Dünyanın toplamdaki hızı yani galaksideki sürüklenme hızımız milyon km/h leri buluyor gibi görünüyor.
Böyle görünse de aslında geçemiyormuş. Hız bakıldığı yere oranla göreceli olduğu için aslında totalde ışık hızı geçilmemiş oluyormuş.
Bu denli ince hesaplarla yaratılmışız. Peki adalet ölçüsünde bir hesaplama var mı?
Adalet
Size farklı senaryolar vereceğim.
1. Bir insan doğuyor 1 yaşında hastalıktan ölüyor.
2. Bir insan kansere yakalanıyor 20 yaşında ölüyor.
3. Bir insan 50 yaşında kansere yakalanıyor ölüyor.
4. Bir insan 50 yaşındayken uykusunda ölüyor.
5. Bir insana araba çarpıyor 30 yaşında ölüyor.
6. Bir insan 100 yaşında uykusunda ölüyor.
Şimdi bu seçenekler insana sunulsaydı herkes sanırım 6 numarayı seçerdi
buna puan verelim 6 numara 100 puan olsun
Normal bir insan için seçim şansı verilseydi, nasıl ölmek istediği hususunda uygun sıralamayı şu şekilde yapardı diye düşünüyorum.
6-4-3-5-2-1
Buna göre puanlama getirelim.
6 = 100
4 = 90
3 = 70
5 = 40
2 = 20
1= 10
Şimdi bu puanlar nereden geldi diyenler olabilir.
Bu puanlar insanların dünyadaki yaşam uzunluğuna göre verilmiş.
Fakat bu noktada “neden bu dünyaya geldim” diye soracak bir insan olursa bu puan sistemi de ona göre adaletsiz olur.
Burayı geçiyorum devam edelim.
1 numaradaki çocuk dünyayı anlamadan göç etti.
Peki yaşasaydı iyi biri olup cennete mi gidecekti kötü biri olup cehenneme mi gidecekti?
Şu durumda nereye gideceği düşünülür…
Günahı olmadığı için mantıken cennete gidecektir değil mi.
Peki ya kuantum dünyasını düşünelim. Sınırsız olasılıkta bir kişi yaşarken bu 6 şekilde de yaşayabilme ihtimali varsa 6 şekilde de yaşar.
Yani paralel zamanlar gibi düşünelim. Bir zamanda 1 yaşında ölen çocuk diğer zamanda 20 yaşına kadar yaşıyor.
Belki de tüm olasılıkları yaşayarak ilerliyoruz. İnanıyorsanız Allah’ın buna kudreti yeter. Olamaz mı?
Bilim ispatlayamadığı bir şeyi düşünmez. Fakat kuantum teorisi ispatlandı. Bu noktada tek ispatlanmayan benim varsayımımın olma ihtimali.
Bu da ispatlanmak istenmemiş set konumuş bile olabilir.
Dünyaya geliş nedenimiz sınavdan geçmekse aslında 1 numarayı herkesin tercih etmesi gerekmez mi?
Bu aynı sigara içmeyen birinin almadığı hazza benzer. Dünya zevklerini yaşamadığın için bilmiyorsun ve senin için sorun yok zaten bu zevkin mislisini diğer tarafta yaşayacaksın.
Aynı şekilde çocuk cennete gideceğini biliyorsa öldükten sonra yetişkin gibi düşünebilse öldüğünde şanslıyım yırttım diye düşünmez mi?
Çünkü sınırsız bir ömre kıyasla 100 sene dünyada yaşamak istemezsin bu sadece zaman kaybıdır.
İşin farklı tarafından bakalım.
70 yaşında ölecek gibi yaşadık ama günahlarımız oldu. Diğer tarafta cehenneme gideceğiz.
Bu kişi de der ki ben keşke 1 yaşında ölseydim de cehenneme gitmeden direkt cennete giderdim.
Bu adalet karmaşasında 2 türlü düşünüyorum.
Geldiğim yeri de bilmiyorum, gideceğim yeri de bilmiyorum ve diyorum ki belki yaratılmadan önce bize seçenekler zaten sunulmuştur?
Kararın bizim tarafımızdan seçildiği bir ihtimal olduğunu bilseydiniz kimi suçlardınız? 😀
Mesela dünya gösterilmiştir ve hatta yaratılıp yaratılmamak konusu bile bize sorulmuştur. Biz de tamam demişizdir ne malum.
Diyelim ki bu soru sorulmadı. Bu ihtimalde de şunu düşünürüm:
Bu kadar ince dizaynı yaratabilecek kudrete sahip Allah’ın ince adaleti olduğuna güvenmekten başka bir şansımız olmadığını düşünürüm.
Dünyada karşılaşılan haksızlıklar oranında diğer tarafta bunun telafisinin bir şekilde karşılanacağını düşünürüm.
Hayatımda yaşadığım garipliklere bakıyorum da kötü sandığım isyan ettiğim kader bazen iyi, iyi sandığım şükür ettiğim kader ise bazen kötü çıkabiliyor. Yaşarken bunu anlayamadığımı fark ettim. Daha sonraları kader hakkında düşündüğümde demek ki varmış bir hayır diyerek yorumlar yapıyorum.
Demek ki anlık düşünceler ile adalet kavramını değerlendirdiğimizde yanlışa düşebiliyoruz.
Bu kavram kader konusunda bizi aşacak kadar inceliklerle dolu.
Biz adaleti mantık çerçevesinde değerlendirip kendi çevremize buna göre düzgün sanarak çizebiliriz.
Mesela öleceksin 5 çocuğuna miras bırakacaksın 5 ine de %20 verdin olması gereken adalet tamam.
Bizim anlayamadığımız adalet kavramı şudur ki bu dünya bu kadar net işlemiyor. O mantıkta Allah herkesi yaratıp kominist bir sistem kurardı vs.
Bu konuları konuşurken bir korkum da şudur ki dünyanın ince işleyişini araştırıp bulursam sanki bunun laneti üzerimde kalacak gibi.
Şöyle ki;
Çift yarık deneyi yazısını yazmıştım. Bu deneyde fotonları tespit etmeye çalıştığınızda tespit edilemeyecek şekilde bilinci varmış gibi davranıyor.
Yani sırrı çözmeye kalktığınızda belki de hayırlı olacak olan kadere müdahale etmiş olacaksınız ve hayatınızda olması gerekenler olmayacak.
O yüzden bazen kurcalamamak en iyisidir diye düşünüyorum.
Hoşça kalın dostlar.







