Persona – Hangi Sen Daha Gerçek?

Merhaba canlar,

Değişik bir konu ile birlikteyiz. Mesele şu: Hangisi gerçek sensin? 🙂

Persona Nedir?

Sosyal hayatta kalma adaptasyonu ile ortama göre hemen hemen hepimizin mecburen takındığı maskeler vardır. Bu maskelere persona denilmektedir.

Hepimiz bir nevi tiyatrocuyuz aslında… 🙂

Mesela iş yerinde ciddi ve çalışkan, akşam arkadaşlarla birlikte şakacı ve gamsız, aile içinde otoriter.

Peki, bu bir iki yüzlülük mü? Değil…

Bize öyle gibi gelse de bu aslında beynimizin binlerce yıldır geliştirdiği genetiğimize yerleşmiş sosyal bir navigasyon sistemidir.

Burada dikkat edilmesi gereken durum ortamına göre yanlış persona seçmektir!

Bu durum sorunları beraberinde getirir. Misal iş toplantısında şakacı gamsız karaktere büründüğünüzde bu size kötü bir imaj olarak geri dönecektir.

Bir de persona bir kere üzerinize oturdu mu onu atmak veya değiştirmek sizi anında iki yüzlü gösterecektir. 🙂

Gönül isterdi ki maskeler olmasın herkes bir olsun ve nasıl davranmak isterse öyle davransın.

Fakat çeşit çeşit densiz, hadsiz, çapsız insanlar olduğundan toplum maskesizliği kaldıramaz.

Ayrıca herkesle her an en çıplak, en filtresiz halimizle iletişim kursaydık, muhtemelen sosyal ilişkilerimiz bir hafta içinde iflas ederdi.

O yüzden ortamına göre tavır takınmak zorundasınız.

Persona iç dünyamızın karmaşası ile dış dünyanın beklentileri arasında adeta bir tampon görevi görmektedir.

Bu durumu, sosyolojik zorunluluk ve genetik olduğundan kabul etmek zorunda kalsam da rol kesmek zorunda kalmak beni her zaman çok zorlamıştır.

Çünkü “zorunda kalmak” ve “bağımlılık” gibi faktörler karakterimin çok dışındadır.

Bir şey yapılması zorunlu olduğu için yapılıyorsa o şeyden uzak durur bünyem. Ama persona da öyle olmuyor maalesef.

Buradaki kritik çizgi şudur:

Maske mi sizi yönetiyor, yoksa siz mi maskeyi?

Eğer takındığınız persona, gerçek benliğinizi (özünüzü) tamamen gölgede bırakmaya başlarsa; yani maskeniz yüzünüze yapışırsa, işte o zaman ayvayı yediniz demektir. 🙂

İşte bu durumda “rol yapmak” yorucu bir yük haline gelecektir.

Aslında hepimiz gün içinde birer “sosyal bukalemun” gibi takılıyoruz.

Bu, başkalarını dolandırmak ya da arkadan iş çevirmek değil; maalesef bu kaotik dünyada hayatta kalma stratejisidir.

Patronun karşısında “Girişken ve Pratik”, sevgilinin yanında “Duygusal ve Yumuşak”, trafikte ise o hiç tanımadığın “Sinirli” karaktere bürünmek bir sahtekarlık değil, bir ihtiyaç.

Mesele şu: Hangisi sensin?

Gerçek güç, her ortama göre ayrı bir maske uydurabilmekte değil; hangi ortamda hangi maskeyi takacağını seçebilecek kadar ayık olmakta.

Ama en önemlisi, gün bittiğinde eve girip kapıyı kapattığında, o maskelerin hepsini vestiyere asıp aynada gördüğün o “filtresiz” kişiyle barışık kalabilmek.

Çünkü maskeler dış dünyayı idare eder ama sadece o maskesiz halin senin ruhunu doyurur.

Unutmayın! Sağlıklı bir persona, karakterimizin bir parçasıdır; karakterimizin tamamı değil.

Son olarak çok da kasmayın derim.

Çünkü her farklı persona, aslında zihinsel bir efor ve bir çeşit rol yapma becerisi gerektirir.

Ama maskeyi çıkarıp masaya bıraktığınızda, o “mecburiyetler” de ortadan kalkar.

Hiç kimseyi ikna etmek, hiç kimseye bir şey kanıtlamak zorunda kalmadığınız; yani sadece kendiniz olduğunuz yer, aslında gerçekten özgür ve mutlu olduğunuz tek yerdir.

Özü güzel insanlar sevgiyle kalın 🙂

“Peki, sizin vestiyere asmakta en çok zorlandığınız veya yüzünüze en çok yapışan maskeniz hangisi? Yorumlarda dertleşelim.”

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sitemizin başındaki 3 rakamı yazınız.

🌙 Gece Modu
Scroll to Top