Jovano Jovanke Hikayesi ve Sözleri (Makedon Halk Şarkısı)

Merhaba canlar,

Bugün kavuşamayanların türküsü olan Jovano Jovanke hikayesini inceleyeceğiz. 🥰🎵🎶

Jovano Jovanke Makedon dilinde “Јовано Јованке” şeklinde yazılıyor. Türkçe telaffuzunda “J” harfi “Y” harfine dönüşüyor.

Yani şarkıyı söylerken Yovano Yovanke şeklinde söyleyeceğiz. 🎤🙂

Melodiye kulak verin, dinledikçe ruhunuzu okşuyor, içinizi bir garip hüzün kaplıyor.

Yazıyı okurken bir yandan paylaşmış olduğum enstrüman ağırlıklı Jovano türküsünü de dinleyebilirsiniz.

Keman ustası Nigel Kennedy den “Jovano Jovanke”

Sitemizde birçok şarkı hikayesi mevcut. Her şarkıyı değil, sadece kalbe dokunanları seçiyorum umarım konuları beğeniyorsunuzdur.

Şarkının ezgileri; tam neşeyi bulacakken yaşanmış hüznü tarif ediyor sanki…

Şarkının 100 çeşit versiyonunu buldum dinledim. Değişik aranjmanlarda ağırlıklı olarak olarak akordeon, flüt, gitar ve keman kullanılmış.

Enstrümanların birbiri ile uyumuyla birlikte müzik kalbinize dokunuyor.

Daha önceki şarkı hikayelerinde dediğimiz gibi, şarkıların dili, dini, ırkı olmasa da duyguyu anlatabiliyor.

Sözleri anlamasak bile şarkıdaki evrensel dil yüreğimizi dağlıyor, hüzünleniyoruz ve “hangi vicdansız yazdı lan bunu” diyebiliyoruz. 😬

Şarkı diyorum ama bu aslında eski bir Makedon yerel halk türküsü ve Makedon kültüründe çok önemli bir yeri var.

Kim tarafından ne zaman yazıldığı bilinmese de araştırmalarımın sonucunda 1850 – 1930 arası yıllarda yazılmış olabileceğine kanaat getirdim.

Vay be… neredeyse iki asırlık tarih geçmiş. Jovano Jovanke kaç düğünde kaç kere çalıp söylenmiştir kim bilir.

Şimdi bu eski şarkının tarihteki yerinden bahsetmemek olmaz…

Makedonya’nın Harita Üzerindeki Yeri

Şarkı Makedonya’nın olsa da Sırbistan ve Karadağ’da ve Bulgaristan’da popüler durumda. Hatta öyle ki Bulgarlar da bu şarkıyı sahiplenmiş.

Oysa sahiplenmeye lüzum yok şarkının sözlerine baktığınızda Makedonya’nın ortasından geçen, Vardar Nehrinin kenarında bir Jovano var 🙂

Vardar nehri ise Makedonya’dan sadece Yunanistan’a uzanıyor Bulgaristan’la alakası yok.

Ama sahiplenmek şöyle olabilir. Yugoslavya dağılmadan evvel yeni sınırlar çizilmeden önce burada zaten aynı yörenin insanları yaşamaktaydı.

O yüzden sahiplenseler de hakları olabilir.

Balkan ülkelerinden laf açmışken, biz bu ülkeleri sadece meteorolojiden biliyoruz.

“Balkanlardan gelen soğuk hava dalgası” gibi terimlerle tanıdık biz buraları 🙂

Hatta bunu da yanlış anladık soğuk hava evimize girmesin diye balkonun kapısını kapattık. 😛

Aslına bakarsanız balkanlardan gelen soğuk hava dalgası değildi bu…

Bu soğukluk o yörenin kederli tarihinden geliyordu!

Balkanlar Avrupa’nın adeta üvey evladı gibi ve bu insanların genelde ortak bir kaderi var; hasret, göz yaşı, acı, keder, yarım kalmışlıklar, bu yörede ne ararsan var.  🙁

Avrupa’nın hiçbir bölgesi Balkanlar kadar saldırı, istila ve işgale uğramamış. 🤕

Bu yöreden de böyle hüzünlü şarkının çıkmış olması bu anlamda şaşırtmıyor 🙁

Makedonya topraklarının 500-600 sene boyunca Osmanlı egemenliği altında olduğunu düşündüğümüzde insan daha da bir garip oluyor.

Duyduğumuzda hep gurur duyarız ama Osmanlı İmparatorluğu olarak atalarımızın topraklarımızı çok fazla genişletmesi iyi miydi kötü müydü hep aklıma takılmıştır.

Çünkü biraz daha zorlasak tüm dünya Osmanlı olacakmış. (Kimle savaşacaz lan o zaman.) 😬

Çok da kafa yormaya gerek yok çünkü 5-10 sene önceki tarihimizi net bilemezken o dönemin savaşlarını bu dönemden düşünüp de ayrıntılarını, doğrusunu yanlışını kestiremeyiz.

Seneler önce Makedon topraklarına öyle ya da böyle girmişiz. Savaşmamızın sebebi umarım mecburiyettendir, ne kadar adaletli davrandık bilemiyorum.

Gerekmediği durumda savaşmamak lazım kafasında düşünerek, belki o dönemin şartları bizi savaşa sürüklemiştir diyerek iyi yönde düşünmeye çalışıyorum.

O dönem yapılanlar doğru ya da yanlış bunu bilemiyorsak ve değiştiremiyorsak artık bugüne bakmalıyız.

Bugün önemli olan Makedon halkıyla aramızın karşılıklı manada iyi olduğudur ve bunun bozulmaması için çabalamamız gerektiğidir.

Özetle Osmanlı – Makedon Tarihi

1389 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu Kosova Muhaberesi ile Sırplarla yapmış olduğu savaşta Makedon topraklarını ele geçirmiş ve Makedon ismi o dönem ortadan kaybolmuş.

Senelerce bu topraklarda Osmanlı hüküm sürmüş ve 1912-1913 yılındaki Balkan Savaşlarında toprak kayıpları yaşanmış. Osmanlı İmparatorluğu bölgeden çekilmek zorunda kalmış.

Bölgede Sırbistan kurulmuş. Sonrasında karışıklığın devamı ile aynı bölgede Yugoslavya kurulmuş ve burası da dağılarak 1991 senesinde Makedonya 583 sene sonra tekrardan ismini geri almıştır.

Osmanlıdan Sonra Balkanlarda Yıllara Göre Bölgede Toprak Değişimleri

Türkiye ve Makedonya arasındaki ilişkilere baktığımızda;
Makedonya halkı genel olarak bize karşı öfke beslemese de öfkeli olan bir kesim de mevcut.

Ama ağırlıklı olarak aramızdaki ilişkiler iyi yönde gelişmeye devam etmiş.

Aman nazar değmesin.

Şarkıyı beğenenleri incelediğimde, Türkler, Yunanlar, Bulgarlar, Sırplar, Makedonlar, Ruslar, Çerkezler (Ruslar ve Çerkezler bölgeye daha uzak olsa da benzer kaderler mevcut) yani aslında aynı yörenin ve farklı yörelerin başka yerlere göç etmek zorunda kalan insanları. Bu anlamda baktığımızda atalarının acı çeken insanlar olduğunu görüyoruz.

Şarkıyı dinledikçe o yörenin insanı olmasam bile eski yaşanmışlıkların izlerini hissedercesine hüzünleniyorum.

Sanki gen haritamıza bazı bilgiler nesiller boyu aktarılmış da ezgileri dinlerken aynı ortak acıyı paylaşıyormuşuz gibi. Belki de insanların beyninde gizli bir ortak hafıza vardır olamaz mı?

Zamanında savaşlar olmuş sınırlar değişmiş insanlar göç etmek zoruna kalmış. Kötüler menfaatine göre savaş senaryoları yazmışlar.

İyilerse savaşmak zorunda kalmış. Toplumların içindeki kötü insanlar sayesinde ve cahilliğin de katkısıyla savaşların kısır döngüsünü hiç bozulmamış.

Neyse tarihi bırakalım şarkının sözlerine geçelim…

Bu arada siz sözleri incelerken şarkıyı Gothart dan dinleyin…


Jovano Jovanke Şarkı Sözleri

(Slovence – Türkçe Çeviri)

Jovano, Jovanke
Jovano, Jovanke
Kraj Vardarot sediš, mori
Vardar’ın kıyısında bir yerde oturuyorsun canım.

Belo platno beliš,
Beyaz keteni ağartıyorsun,
(Beyaz Ketenini yıkıyorsun)

Belo platno beliš duso,
Beyaz keteni ağartıyorsun canım,
(Beyaz Ketenini yıkıyorsun canım)

Se´ nagore gledaš
Ve yükseklere (dağlara) bakıyorsun.

Kraj Vardarot sediš, mori
Vardar’ın kıyısında bir yerde oturuyorsun canım.

Belo platno beliš,
Beyaz keteni ağartıyorsun,
(Beyaz Ketenini yıkıyorsun)

Belo platno beliš duso,
Beyaz keteni ağartıyorsun canım,
(Beyaz Ketenini yıkıyorsun canım)

Srdce moje Jovano
Canım (Kalbim) Jovano
(Canım benim Jovanom)

Jovano, Jovanke
Jovano, Jovanke
Ja se tebe čekam, mori

Oysa ben seni bekliyorum

Doma da si dojdeš
Evine gelmeni bekliyorum

A ty ne dovagljaš, dušo
Ama sen gelmiyorsun sevgilim
(ama buna cesaret edemiyorsun sevgilim)

Srdce moje Jovano
Canım (Kalbim) Jovano
(Canım benim Jovanom)

Ja se tebe čekam, mori
Oysa ben seni bekliyorum

Doma da si dojdeš
Evine gelmeni bekliyorum

A ty ne dovagljaš, dušo
Ama sen gelmiyorsun sevgilim
(Ama buna cesaret edemiyorsun sevgilim)

Srce moje Jovano
Canım (Kalbim) Jovano
(Canım benim Jovanom)

Jovano, Jovanke
Jovano, Jovanke
Tvojata majka, mori

Senin anneciğin canım

Tebe ne te pušta
Bir türlü izin vermiyor

Pri mene da dojdeš, dušo
Yanıma gelmene canım

Srce moje, Jovano
Aşkım Jovanom

❤️


Jovano Jovanke Hikayesi

Yaklaşık iki asır önce bugünkü Makedonya’da topraklarında Vardar nehrinin kıyısında yaşamış iki gencin hikayesidir bu…

Kız nehrin bir tarafında, delikanlı diğer tarafında yaşamaktadır.

Delikanlı, kızı ilk kez nehre çamaşırlarını yıkamaya geldiğinde görür ve aşık olur.

Sonraki günlerde sürekli olarak kızı yine görebilmek için nehre gitmeye başlar.

Ancak kız nehre sadece çamaşırları yıkamak için gidebilmektedir.

Delikanlı tüm hafta sabırla bekler ve günlerden bir gün kız yine nehre çamaşır yıkamaya gelir.

Aşık olduğu kızı görünce tüm masumiyetiyle kızı uzaktan izlemeye başlar.

Bu durum kızın da hoşuna gider ve delikanlıya içten içe bir sevgi besler.

Sonraki zamanlarda kız da nehre gelmek için fırsat kollar.

Gel zaman git zaman bakışmalar sürer ve nehrin kıyısından kıyısına bir aşk başlar.

Delikanlının içi kıpır kıpırdır artık.

Elinden gelse nehrin diğer tarafına yüzüp kıza aşkını sırılsıklam şekilde itiraf edecektir.

Fakat dönemin koşulları ve delikanlının gelenek görenekleri bu davranışa elverişli değildir.

Delikanlı yerinde duramaz kızı araştırır ve adının Jovano olduğunu öğrenir.

Jovano Hristiyan bir ailenin kızıdır. Delikanlı ise Müslümandır.

Yani bu durumda nehrin kız tarafı Hristiyan, nehrin erkek tarafı ise Müslümandır.

İki tarafın aileleri de çocuklarını farklı dinin mensuplarına vermeyecek kadar katı bir yapıdadır.

Delikanlı buna rağmen ailesini Hristiyan kızla evlenmek istediğine bir şekilde ikna eder.

Kızı istemeye karar verilir ve kızın ailesine istemeye geleceklerine dair haber yollanır.

Kızın ailesi bu haberin nehrin karşı kıyısından geldiğini öğrenince öfkeyle karşı çıkar.

Özellikle annesi çok katıdır ve kızının kendi dininden olmayan biriyle görüşmesini men eder.

Delikanlı gelen bu olumsuz habere üzülse de sonraki günlerde umutla nehir kıyısında bekler sevdiğini.

Günler günleri kovalar.

Nehre artık ne gelen vardır ne giden.

Belli ki kızın ailesi bu duruma kızmış ve kızlarını artık nehir kıyısına göndermiyor diye düşünür delikanlı.

Delikanlı aşk acısı çekmektedir elinden bir şey gelmez.

Nehir kıyısında aşkını bekler durur.

Sevdiği kız Jovano günlerce gelmeyince acaba gönlü mü yok diye düşünmeden edemez.

Bu düşünce daha da acıtır yüreğini.

Yine de bir umutla beklemeye devam eder.

Araya günler, haftalar, aylar girer.

Bir gün kız nehre çamaşır yıkamak için tekrar gelir.

Araya zaman girince kızın ailesi bu aşkın unutulduğunu düşünerek Jovano’ya nehre gitmek için izin vermiştir.

Jovano’nun gözleri delikanlıyı karşı kıyıda arasa da göremez ve üzülerek başlar elbiselerini yıkamaya.

Bilmiyordur ki; delikanlı Jovano’yu görmek için her gün nehre geliyor, tüm gününü nehirde geçiriyordur oysa.

Delikanlı aylarca beklemekten perişan olmuş o gün son bir umut yine nehre yola çıkmıştır.

Nehre gelince gözlerine inanamaz. Jovano nehir kenarındadır.

Fakat Jovano’nun kendisine bakmadığını görünce üzülür ve ona yazmış olduğu şarkıyı bağıra bağıra söylemeye başlar.

Vardar Nehrinin kıyısında yakınlarda bir yerlerde oturuyorsun canım.
Görüyorum beyaz çamaşırlarını nehirde yıkıyorsun.
Ve yıkadıkça beyaz keten kumaşını daha da beyazlatıyorsun.
Sürekli yükseklere dağlara bakıyorsun canım.
Canım benim Jovanom.
Oysa ben seni bekliyorum ama sen bir türlü gelmiyorsun.
Gelmeye cesaret edemiyorsun canım.
Canım benim Jovanom.
Senin anneciğin bir türlü yanıma gelmene izin vermiyor canım.
Aşkım benim Jovanom.

Kız şarkıyı duyunca delikanlıyı fark ederek ona daha çok aşık olur.

Bu aşk artık dillere destan bir hal alır ve her iki yörede de konuşulmaya başlar.

Fakat ne yazık ki fazla uzun sürmeyecektir.

Çünkü bir gün nedeni bilinmez delikanlının ölüm haberi duyulur.

Kız bu habere inanamaz ve ailesine karşı gelircesine günlerce nehre koşar.

Bu sefer kız nehirde beklerken delikanlı gelmez.

Jovano artık sevdiğini nehrin kenarında göremeyince öldüğüne üzülerek ikna olur ve ailesine kahır eder.

Yöre halkı da çok üzgündür. Bu hikaye iki tarafta da kulaktan kulağa yayılır.

Delikanlının kıza söylediği şarkı ise dillere pelesenk olur.

Bu olaylardan sonra yörede ne kadar sevip de kavuşamayan genç varsa evlenmelerinin önü açılır.

Şarkı evlenen gençlerin düğünlerinde çalınmaya başlar.

Ta ki günümüze kadar.

Yarım kalmış aşk hikayesidir bu. Aşık Veysel’in bir sözü var ya hani: “Kavuşamazsın aşk olur” diye.

Bu hikaye de işte o hesap…

Not: Hikayeyi derinlemesine araştırmalar sonucu derledim. Dürüst olmak gerekirse hikayenin aslı net olarak bilinmemekte. Makedon kaynaklarını her yönüyle taradım ve şarkının yörede efsane olarak yayılmış olduğunu gördüm. Hikaye ağırlıklı olarak yazdığım perspektifte geliştiği konusunda rivayetler büyük. Yine de klavyeyi sürçül ettiysek affola 🙂


Jovano Jovanke Ek bilgiler…

Şarkıda geçen Jovanke kelimesi Jovanom gibi bir kelimeye karşılık gelir ve severek sahiplenme anlamı taşır.

Makedon halkının dini etnik yapısına baktığımızda yarısı Hristiyan, yarıya yakını da Müslümandır.

Bu oranlarda dini kutuplaşmada fanatikleşmiş olan insanlar çocuklarını farklı dinin mensupları ile evlendirmek istemeyebiliyorlar.

Nitekim Jovano’nun ailesi Ortadoks Mezhebinde ve Delikanlı da Müslüman olunca bu aşkın ismi “yasak aşk” oluyor.

Bu sebeple Jovano’nun ailesi, özellikle annesi, kızını sevdiği çocukla evlendirmek istemediğini şarkıda geçen bir mısradan anlayabiliyoruz.
(Tvojata majka, mori / Senin anneciğin bir türlü yanıma gelmene izin vermiyor canım.)

Kızın ailesi, Vardar nehrinin yakınlarında oturmaktadır. Delikanlının muhiti ise nehrin öteki yakasında kalmıştır.

Şarkıdaki Vardar, bizim meşhur Vardar ovası Türkümüzdeki “Vardar”dır. Şarkıda geçen ova değil ama aynı bölgedeki nehirdir.
Ayrıca Jovano’nun elbiselerini yıkadığı anla ilgili olarak bulduğum temsili video: https://www.youtube.com/watch?v=6OlefHHmHMQ


Resimde de delikanlı ile kızın, kızın annesinden sonra aralarına giren koca Vardar nehrini görüyorsunuz.

Bizim Leyla ile Mecnunun hikayesi vardır ya hani… İşte benzer şekilde Makedonların da Jovano su vardır.

Şarkının Geçmişi…

Şarkı hakkında bilinen en eski bilgi Aleksandar Sarievski tarafından 1946 senesinde söylendiğidir.

1946 senesinde bunu radyodan söylemiş olmalı çünkü video kaydı bulamadım.

1961 senesine ait film içinden şarkının kaydını buldum:

Bunu da nerden bulduysam bulunca üzüldüm. Film Makedonların Osmanlılara karşı öfkesini ve suikastlarını konu almış…
Filmin adı: Selanik Suikastları

Filmden ziyade bu suikastlardan birinin hikayesi de şöyle
Makedonlar o yıllarda Osmanlı Devletinin kontrolü altındalar. Kendi söylemlerince kötü muameleye maruz kalıyorlar ve buna karşı gelmek adına suikastlar gerçekleştiriyorlar.
Hatta o dönem Osmanlının başında olan Padişah Abdülhamit’i öldürmek için İstanbul’a geliyorlar.
Öldürme işini başaramayacaklarını anlayınca ise boş dönmemek için Osmanlı Bankasını batırma planları yapıyorlar.
1900 yılında Osmanlı Bankasının karşısından ev kiralıyorlar ve bankanın altına tünel kazıp soymaya çalışacaklar, soyamazlarsa dinamitle patlatacaklar.
1 sene uğraş sonucunda bunu başaramıyorlar ve 1901 yılında tüneli kazarken yakalanıyorlar.

Şarkıyı araştırırken bu gibi bilgilerle eski dönemden kalma olarak Makedon halkı ile aramızın bir yönde iyi olmadığını üzülerek fark ettim.
Geçmiş dönemde Makedon halkının Osmanlı İmparatorluğunun 500-600 senelik sömürgesi altında kaldığını düşünürsek orada neler yaşandığını bilemiyoruz.
Fakat çok da iyi olaylar yaşanmadığını tahmin edince üzülüyorum.

Ayrıca bir de Kanlı Düğün diye film yapmışlar bu daha beter: https://www.imdb.com/title/tt0179957/
Şayet filmdeki olanlar doğruysa şunu diyebiliriz ki toplumun geneli iyi olmuyor. Mutlaka adil bir düzen tertiplenmesi gerekiyor. Yoksa bir yerlerde başıboş kötüler mutlaka oluyor.
Bu Osmanlı için de geçerli başka ülkeler için de geçerli!
Umarım yaşananlar filmdeki gibi değildir. Öyleyse zaten Makedon topraklarını hak etmediğimizi düşünürüm.
O yüzden o toprakları kaybetmemiz belki de İlahi adalettendir bilemiyorum!

Makedonların genel olarak halkımızla alakalı yapmış oldukları bu tarz filmleri şurada derlemişler. (Sanarsın sadece Türklerle savaşmışlar.)
Sanırım onlara göre bir nevi Battal Gazi serisi.
İzlemedim ama merak edenler için:
https://www.youtube.com/@mkdcut


Neyse şarkıyla ilişkili diğer bilgiler şöyle…

TRT Dizisi Balkan Ninnisi / Jovano Jovanke

TRT tarafından hikayenin günümüze uyarlanmış hali dizi yapılmış.

Hikaye aynı olmasa bile bir dizi çıkması için hikaye yazılmış.

Toplamda 25 bölüm sürmüş ve gerçekten Makedonya’nın Üsküp şehrinde çekilmiş.

Dizi fazla izlenmese de Üsküp de çekilmiş olmasından dolayı verilen emek hoşuma gitti.

Makedon dili bilenler bu dizideki şarkıyı söyleyen Laura Krliu nun aksanını bazı noktalarda eleştirmişler. Bence bu haliyle bile kulağa hoş geliyor. Tabi ben şarkıdaki kelime hatalarını anlamadığım için bu yorumu yapıyorum.

TAŞKÖPRÜ (Fatih Sultan Mehmet Köprüsü)
Dizide çokça gösterilen Vardar nehrinden geçen “Taşköprü” Osmanlı zamanından kalmadır. Zaten mimarisinden de anlayabilirsiniz.

Makedonya’daki Taşköprü 1451-1469 yıllarında II Mehmet’in kontrolünde ve himayesinde yapılmış. Rivayetlere göre köprüyü Mimar Sinan yapmıştır.

Köprü hakkında daha fazla bilgi için: Wikipedia


Kırmızı Oda ve Süreyya Bölümü / Jovano Jovanke

Kırmızı Oda filminde 45. sahnenin sonunda araba sahnesinde çalmış.

Şarkının çalan kısmını aramak için tüm bölümü izlemek zorunda kaldım. 😬

Merak edenler için aramayın diye linkini bırakayım: Youtube


Jovano Jovanke Beğendiğim Derlemeler:

Burcu Yeşilbaş / Jovano Jovanke


Destiny Quartet & Aleksandar & Dac Arrangement & Musical Director: Maurizio Abeni – Jovano Jovanke


Suzan Kardeş – Yovano Yovanke feat Şebnem Sönmez


ZELJKO JOKSIMOVIC / Jovano Jovanke


Marta Kosturska – Jovano Jovanke


Gothart – Jovano Jovanke


Merve AKYILDIZ – Jovano Jovanke


Şarkının Türkçesini Yapanlar

Ajda Pekkan – Ne Tadı Var Bu Dünyanın (1969)


Renan Bilek – Ne Tadı Var Bu Dünyanın


Ararken bir de böyle bir şey buldum yorumu size bırakıyorum Jonvano ya benzer bir şarkı gibi geldi bana.


Karışık Derlemeler Jovano Jovanke Parçaları

Yazar: utquick

Merhaba, Bu site 2017 senesinde kurulmuştur: Kemal SUNAL 'ın 100 Numaralı Adam filminden feyz alınarak kurulan sitemiz, filmdeki Halk Kahramanı rolünü de bünyesine katarak dürüst paylaşımlarda bulunmaktadır. Bizi takip ediniz. Büyük bir aile oluyoruz. Tek güvencemiz paylaşımlarımızın samimiliğidir.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

css.php