Yerli Otomobil Hikayesi

Dostlar merhaba,

Bu yazıyı okurken: ön yargılarınızı bir kenara atın, niyet okumayı bırakın. Sadece aklınızı kullanın. Sonrasında kim nasıl düşünmek istiyorsa düşünsün. Ben elimden geleni yaptım yazımı yazdım…

Sonrasında vay efendim ben bilmiyordum, ben kandırılmışım, diye söylenmeyin.

Siyasette yalan olur, önceki siyasiler de söylemişti gibi savunmalarla gelmeyin. Kötü örnek örnek değildir. 
Düşünün bi; Siyasette söylenen yalan kime karşı söyleniyor, vatandaşa, yani sana bana…
Peki halkı kandıran sevilir mi? Ya da halkı kandıran halkı sever mi?

Peki bu yalanlar neden söyleniyor?
Tabi ki iktidarda kalmak için söyleniyor. Sırf bu uğurda vatandaşın kaldığı tek şeyle umuduyla oynuyorlar. İşin vahim tarafı bu yazıda hakkınızı savunuyorum ama bunu bile anlayamayacak insanlar olacak. Bu yazı altına aksi yorum yazacaklar.

İktidar insana ne sunar? Güç Para Pul? Şan şöhret Makam?

Görülüyor ki insan bir kere gücün getirdiği bu nefis mahsullerini tadınca hep daha ilerisini istiyor.

Bu öylesine kontrol dışıdır ki… Güç zehirlenmesinden etkilenmemek için padişahlar bile kibre kapılmamak adına dualar ettiği kitaplarda yazar.

Bu yol öyle bir yoldur ki yapılan yanlışlar bile şirin gelir. Eğriler kendilerine hak görülür.

Yalan söylemek hangi uğurda mübahtır kardeşlerim? Var mı böyle bir olgu?

Yeni kuşaklar siyasetin ne olduğunu tam olarak bilemeyebilirler. Çoğu gözünü açtıklarında gördükleri iktidar ile büyüdüler…

Önceki iktidarların söylemlerini bilmeyebilirsiniz. Öncekilerden de yalan söyleyenler oldu elbet.

Ama günümüzdeki kadar gözümüzün içine baka baka kanıtların ortada olduğu durumda bile büyük yalanlar söyleyen yoktu…

Ayrıca önceki dönemlerde yalan söyleyeni topa tutuyorlardı. Bu sebeple yalan alışkanlık halinde ve pervasızca söylenmiyordu.

Yalanı söyleyeni yuhalamamız gerekirken günümüzde yalan konuşanı el üstünde tutar olduk!

Kemal SUNAL‘ın meşhur bir filmi var bilirsiniz ZÜBÜK diye. Burada söylenen yalanları hatırlıyor musunuz?

Ben seçilirsem cami yapacağım vs Müslüman ülkede insanların yumuşak karnını bulup buna göre söylemler ile kandırmacalar…

Bu filmde kimi taklit ediyorlar diye düşünürdüm hep, ama film sanki günümüze ithaf edilmiş gibi.

Neyse yerli araba konumuza gelelim.

Bazı pembe yalanlar vardır. Bu onlardan değil dostlarım uyanın!

Yerli Arabamızı Yaptık?

Şimdi size anlatacaklarımı bilmeyenler şaşıracaklar. Farklı kaynaklardan da araştırabilirsiniz. Bir kaynak bulabilirseniz tabi!

Yerli arabamızın olmasını ülkesini seven kim istemez ki?

Oy verdiğiniz partiye muhalif bir düşünce veya bir yazı gördüğünüzde lütfen ön yargıyı bir kenara bırakıp eleştiri yapmadan önce biraz düşünelim.

Acaba bu söylenenlerin doğru olma ihtimali nedir?

Benim partiler ile işim olmaz. Ben doğruluğun dürüstlüğün peşindeyim!

İsterseniz Yerli Araba konusunda en başa gidelim.

Olaylar şöyle başladı…

Türkiye’nin Yerli ve Milli Arabası Devrim

Sene 1961

16 Haziran 1961 de Ankara’da yapılan toplantıda; yerli arabamızı üretmemiz için, dönemin Cumhurbaşkanı Cemal GÜRSEL tarafından Devlet Demir Yollarına projeyi hazırlaması için talimat verildi. Araçlar yapılırsa öncelikle ordumuzun ihtiyacını karşılayacaktı.

Projeye zamanın parasıyla 1.400.000 TL ödenek ayırıldı. Fakat şöyle bir handikap vardı;
üretim için öngördükleri süre çok kısaydı. Türk Mühendislerinden istedikleri şey: arabanın 129 gün gibi kısa bir sürede üretilmesiydi. 😱

Neden 130  150 gibi yuvarlak bir rakam değil de 129 gün diye düşünenler olabilir. 129 gün sonrası 29 Ekim Cumhuriyet Bayramına tekabül ediyordu. Yani  söz konusu araç üretilirse şayet o gün şov düzenlenecekti. Şov diyorum yanlış anlaşılmasın, hikayenin öncesi de var. Öncesinde Mühendisler Odası ile Cemal GÜRSEL arasında araba yapılır yapılamaz çekişmesi geçmiştir. Cemal GÜRSEL yapılır derken Mühendisler ise yapılamaz diye diretmektedir. Cemal GÜRSEL ise ben yaptırayım da oluyor mu olmuyor mu görün diyerekten gizli emaresiyle yazılan bir yazı ile Ulaştırma Bakanlığına emir verilir.

O dönem sanayi, günümüzdeki kadar gelişmemiş, sac üretimi bile yokken bu denli büyük bir projeye, bu kadar kısa bir süre tanımak akıllara zarardı.

TCDD buharlı trenini kendi yapabildiği için tren yapan araba da yapar düşüncesiyle işi TCDD mühendislerine yıktılar!

Mühendisler işten kaçmadılar, çok çalışıp güzel planlar yaptılar.

Kendilerinden istenen görevi yapmak uğruna çalıştılar çabaladılar. 12 saatlik vardiyalar halinde meşakkatle çalışıyorlardı. 

O dönemi bir hayal edin araba yapacak mühendislerin kendi arabaları bile yoktu!

100numaraliadam Yeni Konu:  Sabahattin Önkibar - Devlet Bahçeli ve Ülkücüler Hakkında Her Şey - PDF

Öyle ki; içlerinde sadece arabası olan Yüksek Mühendis Salih Kaya SAĞIN vardı o da arabasını cıvatasına kadar söküp incelenmesi için hangara getirmişti!

Araba sökülünce keri toplanmama ihtimali olsa bile sökünce en azından ne yapacakları konusunda bir fikir edineceklerdi.

Gördüğünüz gibi projeye herkes kendinden bir şeyler verecek kadar Milli duygular ile girişilmişti.

Böyle büyük bir projenin imkansızlıklarla yapılıp, kısa süreye sıkıştırılıp 29 Ekime yetişmesi meselesi gerçekten anlamsızdı!

Kısa sürede yetiştirilmesi istenen projenin sonuna nelerin olacağını bana o dönem soracak olsaydınız size 2 ihtimal söylerdim:

  1. Mühendislerimiz verilen görevi icra edemeyecek, sonrasında yetersizliğimiz konuşulacak ve araba yapamadığımız tescillenecekti.
  2. İkinci ihtimal, araba yapılsa bile bu olanaklarla bu kadar kısa sürede arabanın ortaya çıkması eksiklikler anlamında fiyasko olabilirdi.

Bu olası ihtimaller ortada olmasına karşın süre uzatılmadı!

Sürenin uzatılmaması gerçekten mantıksız. Sonuçta iki ihtimal de ülkemiz adına güzel sonuçlar getirmeyecekti.

Yine de mühendislerimiz yemedi içmedi uyumadı ve o dönemin çok ileri olmayan koşulları ile arabayı yaptılar.

Sonrasını zaten biliyorsunuz, yok araba çalışmamış, benzin koyulmayı unutmuş vs. gerçekten yalan gibi geliyor.

Bir rivayete göre o olayın aslı şöyleymiş;

Arabalar Eskişehir’den Ankara’ya Kömürlü Tren ile gelecektir. Siyah olan araba lokomotife yakın olan vagona konulur.

Lokomotifin bacasından çıkacak olan kıvılcımın tehlikesini düşünerek arabanın deposuna sadece manevrasını sağlayacak kadar 1-2 litre benzin koyulduğunu söylüyorlar.

Ankara’ya gelindiğinde uyarı yapılmadığı için  arabalar benzin ikmali yapılmadan direkt olarak meclisin önüne götürülmüş.

Arabalar meclisin önünde beklerken… Cemal Gürsel e haber veriliyor.

Cemal GÜRSEL park halinde olan arabalara doğru yürürken, Yüksek Mühendis Kemalettin VARDAR ve Rıfat SERDAROĞLU da alelacele buldukları 1 şişe benzini siyah arabanın benzin deposuna gazete kağıdını rulo yaparak doldurmaya çalışıyordu. Gazete kağıdı ıslanınca son çare olarak Kemalettin VARDAR elini depoya doğru huni gibi sokar ve “dök Rıfat! geliyor adam diye çabalasa da çabaları sonuçsuz kalır. Benzinin yarısı depo yerine yere akmaktadır.

Cemal GÜRSEL iki araba arasından seçim yapacaktır.

Şansızlığın böylesi ya Cemal GÜRSEL siyah arabaya binmek ister.

Direksiyona da Kemalettin VARDAR biner. Cemal GÜRSEL yürü bakalım Kemalettin bey Anıtkabire gidiyoruz der.

Araba 150 metre gider ve durur. 😔

Cemal GÜRSEL ne oldu diye sorar, Kemalettin VARDAR benzin bitti diye cevap verir.

Cemal bey o anda o meşhur sözü söyler:

Batı kafası ile otomobil yaptınız ama şark (doğu) kafasıyla benzin ikmalini unuttunuz

Cemal GÜRSEL arabadan iner ve arkasından takip eden bej renkli arabaya biner…

Anıtkabir’e ve oradan da 29 ekim günü geçit törenine hipodroma giderler.

En başta araba yapılamaz diye direten mühendisler odasına Cemal GÜRSEL cevabını vermiş olsa da 30 Ekimde olanlar olur ve gazete manşetleri “devrim yolda kaldı” türünden başlıklar atmışlardır.

Cemal GÜRSEL de olayın üzerine gitmeyince o kadar emek boşa gider.

Böyle bir arabayı yapan alnı öpülesi insanlara değer vermeksizin arabayı çöp yaptılar.

O kadar emeğin karşılığı yapılan o dönemin devrim arabalarına idam fermanı çıkarılarak arabaların hurdaya çıkarılması istenir. 3 Adet devrim pres makinesi ile ezdirilir!

Son kalan otomobil ise Eskişehir’dedir bozuk olduğu söylenilerek hurdaya gönderilmez ve saklanır. (Şu an müzede bulunan otomobil.)

Yukarıda size yazdığım 2 ihtimalin haricinde arabayı yapmış olmalarına rağmen bile ülkenin karizması çizilir!

Gördüğünüz üzere o kadar mucizevi gayretlere rağmen sonuç değişmedi!

O dönem araba yapamıyor nitelikte bir ülke olarak gazetelere ve akıllara kazınmış olduk.

Bu noktada ülkemizi çekemeyen bazı oluşumların ve yapıların projeyi baltalamada ayrıca rol aldığını düşünüyorum.

Bu arabanın üzerine gidilseydi inanın şu zamanda araba üreten fabrikalarımız vardı ve farklı markalarla birlikte seri araba üretip yurt dışına ihraç ediyorduk.

Bu işler gerçekten kolay değil… Örneğin önce fren bulunmuş sonrasında abs fren sistemi bulunmuş bunlar her sene yeni versiyonları bulunmuş (abs1, abs2 …. abs11)

Seneler içinde yabancı ülkeler bu tecrübeleri edinirken biz boş durduk. Bu sistemleri herkesten önce biz de üretiyor olabilirdik.

Patentleri bile bize ait olabilirdi!

Şimdi üretseniz bile ayrıca patent ücreti ödemek zorundasınız.

Bu arada Devrim arabası hala çalışıyor ve Eskişehir’de Tülomsaş tesislerinde müzede tutuluyor. Müzeyi ücretsiz olarak gezebilirsiniz.

100numaraliadam Yeni Konu:  Darbeyi Araştıran Kaynaklar
15 Temmuz 2016

1961 den, günümüze doğru gelelim…

Yerli Otomobil Gibi Sayılan Anadol ve Tofaş

Sene 1966

1966 yılına Ford motoru ile kaportası cam elyaftan anadol ve takip eden yıllarda ülkemizde Tofaş kuş serisi üretilmeye başlanır. Tabi yabancıların patentleri ile.

Bu otomobiller ile gelişen Tofaş Fiat olur ve yine elimiz boş kalır.

Zaten bu arabaları ne kadar biz üretmiş gözüksek de tamamen yerli değildir.

1970 teknolojisini 1990 larda edinip yabancıların aklını sürdürmekten başka bir durumu yok bana göre.

Kuş fabrikaları 2003 de Türkiye için kapanırken yabancı bazı doğu ülkelerine satışı 2013 senesine kadar devam eder.

Yerli Otomobilimiz Saab Cadillac

Sene 2015

2015 yılında dönemin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı, Tübitak kanalıyla SAAB ın alt yapısını satın aldı ve Türkiye’ye Cadillac marka araba getirildi.

O dönem tabi bu bilgiye kimse sahip değildi.

Bize Kamuflajlı bir araba gösterilerek prototip bu dendi.

Ne hikmetse bu söylem genel seçimin hemen öncesinde oldu. Üstelik seçimden 1 hafta önce Dönemin Başbakanı 2016 da filo şeklinde seri üretime geçeceklerini de beyan etmişti.

Üstelik bakanın, A-haberde de yayınlanan şu söylemi dikkat çekiciydi:
“100 kilometrede içten yanmalı arabalarda en az 5 litre yakarken, yerli otomobilde 2 litrelik yakıt ile aynı mesafe kat edilecek.” Detaylar

Yani yabancıların bile yapamadığını biz ilk seferde yapacaktık yersen…

Daha sonrasında 2016 söylemi 2019 a değişecekti…

Bu yatırımın ülkemize bedeli 40 Milyon Euro oldu.

Bu tip ARGE çalışmalarında ve üretimlerde giden para önemli değildir tabi ki harcanabilir.

Hatta bu yatırım çok komik bir rakam. Araştırmalarım sonucunda olması gereken yatırım miktarının sıfırdan başlayan bir ülke için 2-3 Milyar Dolar olduğunu gördüm.

Kaldı ki 2-3 milyar dolarla bile tam anlamıyla %100 yerli bir araç üretemezsiniz. Bir çok parçayı yurt dışından almanız gerekir.

40 Milyon rakamı içinde sadece fikir mülkiyeti araç bandı, prototip modeller olmalı.

Araçlar İsveç’ten getirilmiş, özellikle ülkede olmayan ve tedavülden kaldırılan bir model seçilmiş!

Evet 2006 da üretilen Cadillac BLS model 2010 yılında banttan kaldırıldığı biliniyor.

Bu model ülkemizde olmasa bile internetten aracın modelini bulabilirler kaygısıyla aracın üzeri kamuflaj ile kaplanmış!

O dönem uyanık twitter kullanıcıları sayesinde aracın cadillac marka bir araç olduğu hemen ifşa edilmiş.

Sonrasında tübitak markanın fikri mülkiyet haklarını satın aldıklarını açıklamak zorunda kalmış.

Tabi haber kanallarında bu ayrıntılara yer verilmemiş  sadece arabayı yapıyor oluşumuz ve 2019 da yollarda olacağı söylenerek vatandaşa umut aşılanmış.

Üretimi Sakarya’da olacağı söylenen araç 2020 yılında satışa sunulacaktı.

Neyse konunun özü Tübitak seçimler vs geçtikten sonra açıklama yaptı ve projenin iptal olduğunu söylediler.

Seçimi kimin kazandığını tahmin edersiniz 🙂

Seçimlerden 1 hafta öncesinde muhabbeti geçen bu arabanın şu zamanda üretilmeyecek olmasını kaç kişi konuşuyor dersiniz?

Ayrıca yukarıdaki resmi inceleyin. Direksiyondaki logoya kadar gizlemişler. Teyp kısmında navigasyon var oraya yazılımla logo atmışlar. Gizleme çalışması mükemmel.

Daha önce 2005-2010 arasında olan ve üretimi duran bir araba bu. Böyle bir arabanın varlığına inandık değil mi? 

İşin daha ilginç bir tarafı da şu şekilde yaşandı…

Bu araba içten yanmalı motor ile çalışan bir araba.

Peki A-Haberin yaptığına ne demeli?

Aşağıda videoyu paylaştım. Ayrıntıya dikkat edin arabada hiç ses yok! Araba elektrikliymiş gibi göstermişler:

Benim eleştirim şu yönde: Bu araçları sadece oy kazanma çabası uğruna oyalanma olarak görüyorum.

2-3 milyar bütçe ayırılması gerekli olduğunu öğrendiğim projeye 40 milyon euro verip yapamayacaklarını onlar da biliyor olması gerekmez mi?

Ayrıca o kadar sene geçti, 129 günde yapılan devrim de ortada. Ama üretim bandı dahil alındığı halde 1000 gün de yapılamayan araç da ortada diyeceğim ama ortada yok.

Yazıyı 2020 yılının son çeyreğinde yazdığıma göre verilen süreler içinde araba çıkmamış olduğunu görüyoruz. Zaten 2019 da projenin bir hata olduğu söylenmiştir.

Yerli Arabamız EVT S1

Sene 2012

Yukarıda anlattığım olaylar kenarda dursun… Aynı yıllar içinde

Hacettepe Üniversitesinin geliştirdiği elektrikli otomobil. 2015 de 30 Ağustos Zafer bayramında ortaya çıkar ama destek gelmediği için seri üretime geçemez!

100numaraliadam Yeni Konu:  Yerli ve Milli Anakart - TRT

Oysa bu otomobil için 11 mühendis 2012 den beri çalışmış ve arabayı 3,5 senede yapmışlardı. Üstelik otomobilin tüm parçaları yerlidir.

Bu arabanın şu an resmi sitesinde ne yazık ki şu üzücü kelimeler yazmaktadır:

EVT Motor destek gelmediği için faaliyetlerine son vermek zorunda kalmıştır.
EVT S1’in akıbeti Devrim Arabaları gibi olmuştur.
Bize manevi destek veren halkımıza teşekkür ederiz.

Resmi Sitesi: http://www.evtmotor.com.tr/

Bu otomobil İstanbul Ankara arasında 18 TL elektrik yakıyordu!

Yerli Otomobilimiz TOGG

2 Kasım 2017 de 5 şirket bir protokole imza atıp ortaklık kurmuştur.

Daha sonra bu şirketler araba üretmek üzere;

8 haziran 2018 de TOGG açılımı olan Türkiye’nin Otomobili Girişim Gurubu sanayi ve ticaret anonim şirketi olarak kurulur.

Bizim gördüğümüz ise 27 Aralık 2019 da farklı iki prototip oldu.

Bu sefer ki prototip, 2015 de çıkan suv, sedan model prototiplerden bile daha güzel.

Hepimiz prototiplere bakıp hayran kaldık.

Tabi güzel olur tasarımını İtalyan Pininfarina firması yaptığı söyleniyor.

Diyeceksiniz sonraki yıllarda bizim de tasarımcılarımız çıkar onlar da yapar.

Pininfarina firmasını duyduğumda bu duruma kızmıştım… Bizim tasarımcımıza neden yaptırmadıklarını araştırdım.

Bilmeyenler için: Peugeot markasının 206 ve 307 modellerini Türk tasarımcı yapmıştır.

Ben olsam bu projede tasarımcımı Türk olarak seçerdim diye araştırırken gördüm ki zaten tasarımı benim aklımdaki isim olan Murat GÜNAK ‘ın yaptığını duydum.

Haberin çok üstüne gitmedim umarım haber her şeyiyle doğrudur.

Gördüğünüz gibi aklın yolu birdir. Olması gerekenin yapıldığını görünce insan yine de umutla doluyor.

Aracın üretime başlama tarihi 2022 olarak tarihi verildi. Bu sefer sadece elektrik ile çalışacak iki model seçildi.

Yerli otomobili üretecek olan şirketlerin isimler şu şekilde…

Yerli Otomobil Şirket Ortakları:

  1. Turkcell
  2. Anadolu Grubu
  3. BMC (Katar Türk Ortaklığı)
  4. Kıraça Holding
  5. Zorlu Holding

20 Temmuz 2020 tarihinde fabrika temeli atıldı.

Uzmanların görüşü: Sıfırdan bant kurup üretim yapılabilecek bir durumun 2022 tarihinde bile mümkün olmayacağı yönünde.

Peki bu iş nasıl oldu?

İtalyanlar fuarlarda prototip yaparak bu prototipleri farklı firmalara satıyorlar. Yani biz almasak o prototipi başkaları alacaktı.

Çinde üretilen Gelly ve Hindistanda üretilen TATA modellerine bakarsanız.

Bunlar nasıl üretildi nasıl oldu diye bir araştırırsanız: Süreç şu şekilde işliyor.

Yüzlerce AR-GE uzmanı seçilerek araba üretebilen ülkelere çalışması için gönderiliyor. Bu süreçte staj görür gibi tüm işleyişi 2 seneyi aşkın sürede öğrenip geri geliyorlar.

Sonrasında işleyişi çizip projelendirerek önce üretim bandını yapıyorlar. Sonrasında üretime geçiyorlar.

Bu anlattığım örnekte süreçler 6 sene sürmüştü!

Yani vatandaşa tarih vererek umut aşılamaya lüzum yok.

2030 yılına kadar 5 farklı modelin piyasaya sürüleceği de ayrıca duyurulmuş, yılda 175 bin araç üretileceği söylenmekte.

Ayrıca 20 bin kişiye istihdam sağlanacakmış.

Bu konuda söyleyeceklerime gelecek olursak:

İçten yanmalı motorlara geç kalmış olsak da bari elektrikli araba konusunu elimize yüzümüze bulaştırmadan siyasi malzeme yapmadan başarabilsek keşe diyorum.

Umarım mantıklı adımlar atılır ve üretim sonucu para ülkede kalır!

Bir diğer konu bu arabaları kim kullanacak? 350 bin gibi bir rakama satılması durumunda halkın zenginleri dışında kimsenin bu araçları alamayacağı görüşündeyim.

Hiç olmazsa mini bir model yapılıp halkın ekonomisine de hitap etmesi gerekirdi.

2022 ye geldiğimizde araç yapılsa dahi diğer yabancı marka arabalar da elektrikli araçlarını piyasaya sürecek ve tahminimce daha uyguna gelen yabancı araçlara rağbet olacaktır.

Stratejinin çok iyi belirlenmesi gerekirdi…

Diğer husus; yabancı bir şirket bu projeyi alırsa yine yapılanların bir anlamı kalmayacaktır.

Bu yazım burada dursun. Bu projenin siyasi mi kalkınma projesi mi olduğu hepimiz göreceğiz.

Yapılan yanlışlardan örneklere bakarak benim çok umudum olmasa da umarım gelecek tarih beni yanıltır.

Bazı Kaynaklar: https://www.haberturk.com/video/ekonomi/izle/bakan-isik-haberturk-tvde-yerli-otomobili-tanitti/183751

Bu yazıyı derecelendirin!
 

Yazar: utquick

Merhaba,
Bu site 2017 senesinde kurulmuştur:
Kemal SUNAL 'ın 100 Numaralı Adam filminden feyz alınarak kurulan sitemiz, filmdeki Halk Kahramanı rolünü de bünyesine katarak dürüst paylaşımlarda bulunmaktadır. Bizi takip ediniz. Büyük bir aile oluyoruz. Tek güvencemiz paylaşımlarımızın samimiliğidir.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir